bigoo.ws

Allah yolunda öldürülmüş olanlara ‘ölüler’ demeyiniz. Hayır onlar diridirler, fakat siz bilmezsiniz(bakara 153. ayet)

Image Hosted by MyeHost.de

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR ,TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR

HER SİTEYE BİR BAYRAK KAMPANYASI
Google



TAŞINMAZ YÜREĞİN AŞKTIR GAYRİMENKULÜ...

24/3/2008 -Kategori: Sevgi,hayat


     Kırılmaya yüz tutmuş kelimelerin isyanından başlıyorum kendimi aynaların pullu sırrından dökmeye. Eski bir hezimetin an be an çoğalan esmerliğinde  sızlıyor yalnızlık denilen işgüzâr oyun. Sök beni yaranın tınlayıp durduğu beyaz kâğıt hiçliğinin satır önlerinden, gör nasıl hıçkırıp delirecek şair o zaman. Nedeni bana kalan susuşun namsızlığı içimizi kötüye çıkaran.  Ey dağ çiçeğim...

 

Uyu ve rüyama kahırlansın hasır altı edilen gözyaşımın tuzu. Ömrümden uzun acılarım var. Sen uyurken hiç ağladın mı? Kendine kör kalmayan aynalarım kırıldı, döküldü sırrımın sahtiyanı yüzümden. Sınanmamış hayatın denenmemiş intiharlarıydı solukladığım. Ruhumun tanrıçası yalnızlık ısıttı bileklerimi kasım akşamlarında. Yusuf gömleğini yırtsın şimdi Züleyha diye… Dursun ve derin derin boğulsun aşk kendinde. Al cismimi aşka çarp, nasıl olsa tarumar kıyametlerin mecazında sere serpe yokluğa uzanan benim. Acı yalnızlığın gıyabında yaşanır mı? Aşk senden bir alıntıdır künyemde ve hangi anlamı yüklerlerse yüklesinler senden başka anlamı yok aşkın.

Bin beterim hezeyanın haykırışından da, sükûtum darp izi taşıyor anlık yakarışlara. Zamanın serseriliğinden an kaybına uğruyor nifak düşlü cinnetlerim. Ham vakitlerin güç yetmezliğinde barınırken alın çizgilerimi silen sızı, öfkeye delâlet ıslıkları boğumluyorum gırtlağımda. Kandil ışığında seyrediyorum yüzüme bulaşan karanlığı. Kırk beşlik ampullerin tafrası yetmiyor gözyaşımı sarmalayan ah’ı aydınlatmaya. İfademi alıyor kayda geçilmemiş hikâyenin geçmiş zaman suretli celladı. Tenimde kalıyor kanımın içime akmamışlığı. Ey  dağ çiçeğim!

 

Giderek sıklaşan bir acı tutunuyor diz kapaklarıma. Nefesime karışıyor iç kanamalı nikotin efkârı. Kırık bir mihraptayım şimdi. Oturup seyrediyorum kallavi hüzünle dağılan kalbimi. Ebkem kasırgaların yanağında dövünen yağmurların gölgesinde mahmurluğuna sesleniyorum sesimin. Açılmıyor feryadımın suskunluğu. Irak ülkesinin umutlarına, ırak düşen çocuklarına benziyor sana ırak’lığım. Gittiğim her sen Felluce, döndüğüm her ben Bağdat. Yıkılırken tapınak sütunları yeryüzünün üstüne bir elem dolaşıyor dilime: Saten bir tendir ölüm doğarken giydiğimiz.

 

Gecenin şafağında aşk üstü yakalanırken kalbim, nur olup iniyorsun benzimin senliliğine. Saçların karda yıkanırken soğuk ülkelerin ayazına yaslıyorsun ömrünü. Kibrit kutularına yığılan bungunsuz yangınların islenişini çekiyorum ciğerlerime. Sana şiir olmak için katlediyorum bütün şairlerin şah damar şiirlerini. Ne çok aynısın yüzümle. Bakma bana öyle ela gözlüm! Çünkü üstü hep bende kalıyor zifiri hayallere müptela gidişlerin. Dar zamanlara rastlasa’da aşkın hayattan arta kalan anları, oyala gözlerini ne olur. Bir yanı doludizgin yaşamaksa da diğer yanı ertelenemez sondur gözlerine bakmanın...


Fikr-i delilikle yıkarken tuvâllere resmedilemeyen ürpertimi, toplu katliam merasimlerimde  buluyorum can sürgünü bedenimi. Melekler solumdan atlıyor uçurumlara, tamamlamak için yokluğunun eksik harflerini. Iska geçebilseydi rüzgârım saçlarını belki intiharı fermanlardım benliğime. Belki çığlığımı düğümlerdim kirpiğinin en avuntusuz yerine. Bir masal bulup kaçabilir miyim kendimden sen uzağına? Aşkın çıplaklığına kaç yalan sığdırılabilir ki? Şımarık mevsimlerde biteviye kavrulsa da hicranım bendesiyim güle vuran sevdanın. Göğsüme dağ gibi yuvarlansa da fırtınalar aşkının ölmezi benim...

 

Bir deniz kadar ıssız ve ıslak gözlerim. Çoğul yangınlardan geldim, düşlerim yanık. Su içsem harlanır her yanı ceylanın. Değsem ıhlamur yaprağına, düşer bütün baharlar bahtımdan. Silinirim uzak ara benden sıyrılan yüreğimin kamburundan. İzafiyette kavrulan her mevsim kendi sınırından çatlar, rüzgâr bir kurşunluk gövde durur kendine. Şen şakrak avunur nehirler; sahi ömrünün en dalgın an’ında zifiri aşk şiirlerde kaybolan hüzün kimin? Kabil’in damarlarından emdim zehri. Habil yok sayıldı kavim tutanaklarında. İnsandım ilk hâlim kadar. Ben sende kimliğimi kaybettim. Oysa seni en iyi yokluğun anlatıyor o som sessizlikte Dağ çiçeğim...

 

Terlemiş bir uğultu saplanıyor kulağımın örsüne. Çaresiz sesler doluyor zamanın kendini kovaladığı düşlerime. Hazirandan kalma ıssız günlerin alacalığını biriktiriyorum kısır hayatın güncesinden. Suskun bir kavga oluyor güncem. Nasır bağlıyor talihe zift çeken karakışlar. Yansız kalıyorum yanıma. Ah’ın törpülüyor ömrümün kızıla çalan harflerini. Gemiler gelip geçiyor da seferi bitmiş kalabalığımdan, yalnızlığından vuruluyor ‘hoşça kalma’lar. Aramızda ağlanacak ne kaldıysa sende dursun. Ezberimde tutuşan bizsizlik yeter bana...


Mahrem kaygıların cenderesinde sesimi yutuyorum. Kaybettikçe feryadımın rengini, yol boyu savrulan gidişlerine sunuluyorum, yeniden yansın diye ellerim.

Ey sevdiğim! Aynalardaki seni kıracak kadar ölesim var ölesim… Kaldığın ayrılığa ve daldığın yaraya gömülesim var gömülesim…

Kalıcı Bağlantı

HASRETİN ÇEMBERİNDE SANADIR YAR MEKTUBUM...

7/3/2008 -Kategori: Sevgi,hayat


Gecelerin bulutlarla ağladığı bir mektup yolluyorum sana. Gülüşlerini görmediğim senelerin hasretini yüklediğim özlemlerimi ve sevdamı kanatlandırıyorum. Gözyaşlarımı pul diye yapıştırdığım mektubuma yüreğimi ve hasretimi bıraktım. Kırlangıç yüreği edasıyla sana yazıyorum.. Elimde kalem, yüreğimde hasret,  sana ve yokluğuna akıyorum.


Biliyor musun?  yokluğunda aynalar kesti küçücük yüreğimi.  Seninle mutluluklara uzanan sevda pınarlarım kurudu karanlıklarında.  Kaç kez firar ettim, ayrılığı söyleyen zaman dilimlerinden.  Hep prangalara vurdum, sensizliği hatırlatan anıları.   Yıllardır kirpiklerimde alevlenen özlem yağmurlarında, nice düşlerim kanatlanırdı semalara.  Acılarıma,  gülüşlerinle düşsen ılık meltemler dolardı sol yanıma...

Gönül durağımın son  biletini, sonbahar yağmurlarıyla alıp gittin. Görmedin ki sen! Giderken ayazlar vardı gökyüzünde. Ve yüreğimde ise ağıtlar,  kanla karışık gözyaşları.  Yoktun işte...   Sensizlikle geçen koskoca yıllar. Zaman ne çabuk akıyor değil mi?  Her gece yıldızların koynuna girip gözyaşlarımla hasret mektupları yazdım sana. Özlemlerimi yolladım, yüreğimi, hasretliğini duyduğum yalnızlıklarımın yağmurlarında ıslanırken arka sokaklar.  Denemedim sanma sensizlikte toprak kokan bedenine sarılmayı.  Kaç kez denedim senin yanına gelmeyi vakitli, vakitsiz.  Yüreğimi benden koparıp sana koşmak istedim.  Düştüm yollarında. Yaralandım üzerine serilen hasretin karanlıklarında.  Yokluğunun ateşinde…

Hep yokluğunu içimde kuruyan nehirlere akıttım... Kurumuş güllerime ve saksıda annemin büyüttüğü çiçeklere hep senin gülüşlerini fısıldadım... Mahkumdum sana ve hasretine. Çaresizim işte. Kollarımı açtığımda üzerinde filizlenmiş çiçekleri avuçlarına alıp yüreğime dönemezsin ki,   dalların sevgiye susamış bir mucizenin hasret tohumlarına bırakacağı iki damla… Belki de yüreğimde açacak bir tutam kavuşma… Sanma ki adını herkese söyledim. Gittiğini hep içimde anımsadım… Seni gitmedin bildim yüreğimde…  Hasretliğinin avuçlarında uyumak için tahta beşiklerin içindeki toprakları yatak bildim. Taşları ise sana akıttığım gözyaşlarım.

 

Şimdi; hasretini elimde ki kalemimin mürekkebine bırakıp, klavyelerden alıyorum yokluğunun sancılarını.  Her tuşa basan parmaklarımla en çok senin ellerini dokunmayı özledim.  Gözlerine bakmayı.  Sensizlikte kaçıncı güneş bu gözyaşlarımı sensiz kurutmaya gelen... Kaçıncı bahar bu yokluğundaki yüreğimde arsız karları eritmeye gelen. Bilemiyorum, hâlâ cüzdanımda duran resminle avunurum.  Gittin, takvimler sanma ki seninle değişti. Gönül takvimlerinde yokluğunun tarihi var. Bir gelsen içimdeki büyüyen hasret dağlarını eritiriz gülüşlerinle.  Bir uzansan yüreğime, göğsünde ağlayıp senin kollarında uyusam keşke..

Öyle özledim ki  Ela gözlüm seni. Kelimeleri kanatıyorum senin hasretini anlatamadıkları için. Fırtınalarla kavgalardayken sensizliğin ateşlerini kusuyorum onlara.. Yoksun işte..  Sanma ki senin gibi suskunum.. Bak dilim cümlelere, yüreğim hasretin gecelerindeki karanlıklara koşuyorum...


Bakır tenli bulutların eteklerinden damlayan yağmur taneleriyle bir mektup yazdım sana... Yüreğimdeki özlemimi pul diye yapıştırıp  yolladım bu gece..  Dualarımda ıslattığım seccademde senin ismini anıyorum yine.. Hasretinde seni.. Yüreğimden serpiştirdiğim harflerimden, mısralara dökülen bu mektubumu alman dileğimle. Ve ben seni,  yüreğimle, gönlümle, kalbimle Sevdim.  Yüreğimin sensiz akşamlarında sessiz çığlıklarında inan. Özlüyorum seni, hem de çok özlüyorum, ama yürekten, ama gönülden, ama kalpten…Ela gözlü, dağ çiçeğim....


Kalıcı Bağlantı

SEVİYORUM DEMEK.!!!

23/2/2008 -Kategori: Sevgi,hayat


YÜREĞİ OLANLAR BERİ GELSİN...

Aynadaki kendini değil, kendindeki aynayı görenler, fiziklerindeki güzelliği ile değil, yüreklerindeki erdemlerle hayat sürenler beri gelsinler.


***


Bırak atsınlar iftirayı  ! Ne söylerlerse söylesinler de, sıkılmayan utanmayan onlar olsun.
Sen yüreğini geniş tut. Olabildiğince geniş.

 Seviyorum !    Demek ; O kadar ucuz , o kadar basit , o kadar dile kolay mı geliyor ?

 Seviyorum !   Demek ; Bu kadar sorumsuz , bu kadar hesapsız , bu kadar pervasızlık mı gerektiriyor ?

Halbuki :  “ Seviyorum ! ” Demek ;


En geniş yüreklerin, en geniş odalarında, misli görülmemiş depremler meydana getirmez mi sanıyorsunuz
?


Yani:

Seviyorum  ! ” demek ; Sevgilinin göz bebeklerine dalıp, kendinden geçmek değil midir ?

“ Seviyorum  ! ” demek ; Sevgilinin saçlarını karıştırıp , ona ninniler söylerken hayata veda etmek değil midir ?

“ Seviyorum  ! ” demek ; Sevgiliye ait ne varsa , hepsini sevmek , hepsini tanımak , hepsini görmek değil midir ?

“ Seviyorum  ! ” demek ; Sevgilinin rengine boyanmak değil midir ?

Seviyorum  ! ” demek ; İdam sehpasına boyun uzatmak değil midir ?


Yoksa;


Seviyorum  ! ” demek ;


Bakkaldan alınan ucuz çiklet sakızı gibi ağzınız da bir iki geveleyip tükürüp atmak mıdır
?


 Seviyorum ! ” demek ;


Sevgiliyi bir kedi yavrusu gibi
, iki sokak öteye bırakmak mıdır ?


“ Seviyorum !
” demek ;


Bir heves uğruna
, sevgiliyi gözden çıkartmak mıdır ?


'' Seviyorum ! ” demek;


Sevgi ummanına dalıyormuş gibi görünüp aldatmak mıdır
?


'' Seviyorum ! ” demek;   

                                                                                                                                                                                                                                                                                                     Sevgiliyi ağlatmak mıdır ?


Yoksa
; Seviyorum ” demek ; AŞK’ ın ufkunu daraltmak mıdır ?


Böyle sanıyorlarsa sevgiyi , bırakın sevmesinler
!


Onlar
; bir kaç zamanlık sevgileri   uğruna , her gün bir başka av peşinde iz koklaya dursunlar;


Sen :


Gönlünün en geniş odaların da sevgilinin gözleri ile yüreğini bütünleştirebiliyor musun ?


 

Maveraya açılan pencerelerin binlercesinden , binlerce defa , binlerce duyguyu terennüm ettirip,
en çirkin halleri bile güzelleştirebiliyor musun
?


Sen
:

Milyon yıllık bir cesedin , toprakla bütünleşmiş kemiklerini AŞK ile birleştirebiliyor musun ?


 

Derin bakışların altında ki diğer “  Sen i  tüm çıplaklığın ile sevgilinin önüne serpiştirebiliyor musun ?

Ya da :

Dize gelebiliyor musun Aşk’ın önünde lime lime sen ondan haber ver…


Bırak onlar , fitne ve fesat üretsinler , Bırak onlar , istedikleri kadar seviyorum desinler

Bırak onlar , Birbirlerinin nefeslerini koklamak uğruna , dillerine gelen ne varsa gerçekmiş gibi anlatsın,

Bırak onlar , ucuz çiklet sakızı gibi birbirlerinin sevgisini çiğneyip, çiğneyip tükürsünler.

Ve bırak onları sevgi dedikleri “ Zan ” la sürüm , sürüm , sürünsünler.


Sen, yüreğini geniş tut.
Sen geniş ol
, sabırlı ol…


Her şeyimsin
! dediği insanı bırakıp çekip giden  ruhlar !;
Siz oynaya durun sevgi dediğiniz
duyguy’la , çiğneye durun sakız gibi sevgiyi..


 Sevmek  ” geride ne varsa bırakmak değil midir ?

 Sevmek  “ gemileri yakmak ! değil midir ?

 Sevmek  ” sevgiliye gül atmak değil midir ?

 Sevmek  ” geçici arzuları  , tozlu raflara atmak değil midir ?


Ve en doğrusu: “
 Sevmek  !”:

Yüreği arıtmak değil midir ?


Gel ! Ne olursan ol. Hangi halde , hangi durumda olursan ol gel .
Gel , Öyle sarıl , öyle sarıl ki kendin de kaybolasın,
Öylesine sarıl ki
, Allah tan başkasına yer kalmasın yüreğimde ! ! !

Gel
, koy başını yüreğime , bak neler söylüyor hücrelerim ?
Yüreğim yangın yeri ,
Söndüremiyorum.

Ve seni öyle yaşattım ,

Öyle yaşattım ki kendimde

 

Ben ölüyorum

Seni öldüremiyorum !...

BU YAZI; SEVGİLİ DOSTUM, ARKADAŞIM FAİK GÜRSAN BEYEFENDİYE AİTTİR.. BEN ÇOK BEĞENDİM... SİZ SEVGİLİ DOSTLARIMLA PAYLAŞMAK İSTEDİM. SİZLERİNDE BU KONU HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLİYORUM.. SAYGILAR...

Kalıcı Bağlantı

YIKIMA TERK EDİLMİŞ SENSİZ YÜREĞİM...

14/2/2008 -Kategori: Sevgi,hayat


Günler geçiyor, geceler geçiyor.. Dünya sensiz dönüyor... Yokluğuna kanayan her gecede... Yine sensizim ve yine bomboş bir geceye giriyorum. Aklım sağır, kalbim suskun...


Yıkıma terk edilmiş kalemin bütün hücrelerine sürülmüş iksir gibi, yine sensizim ve yine bomboş bir geceye giriyorum. Aklım sağır, kalbim suskun...  Benden ömür uzaklıktaki yüreğinden; kurak toprağa düşen cümlelerin ölüme mevzilenmiş namlusunda kanattım hasretini... Sen kirpiklerini gökyüzünün ince dallarında uyuturken, ayrılıklara yataklık eden bir eşkıya gibi kelimelerin namlusunda ağlattım içimdeki çocuğun gözbebeklerini ... Sen benden uzaklarda susmaları oynarken ben sensizliği anlatan intihar mektuplarının harflerinde susturdum yokluğunun pas tutmuş çığlıklarını..

 

Seni sevmenin bedeli ölümle onurlandırılmışsa sevgili; gülüşlerin kefenim, kirpiklerin darağacım olsun. Çünkü ben; ayrılık şarkılarının notalarına yaslanıp uzaklarda yarınlarım için vuslat çicekleri toplayan kadının dudaklarından söylenmiş son mutluluk cümlesiyim..

 

Unutma sevgili ; benden bir ömür uzaklığa gitsen de, ben hala ilk gün ki gibi seviyorum seni... Sesini duymasam da varlığına yaslanıp dualarıma ekliyorum ıslak gözyaşlarımı... Tozlanmış hatıralarımı gözlerimin önüne getirip, getirip yüreğinle bana gülümsediğin hallerini anımsıyorum...

 

Lakin gittiğin günden beri her yağmurda hüzünler üşüşüyor bedenime... Yağmurun sesini dinliyorum. Daha bir yavaş  yürüyorum yollarda. Damlaların toprağa düşüşünü hasretle kucaklaşmasını, toprağa işleyişini görmek için, her su birikintisini seyrediyorum,  kalbime düşen her damlanın yayılışını….Hüzün bulutları sarıyor dört bir yanımı. Sensiz yağmurlarda üşüyorum….

Ucube binaların nemli duvarlarına dayanıp sana ağlıyorum... Dudaklarımı kapatıp kelimelerimle yalnızlığıma ağlıyorum...

Hüzün kafesteki kuşlara benzer sevdiğim, sarı sarı yapraklara sonbaharda…

Saatler yorgun bir su gibi akıp gidiyor gözlerimde…

 

Ne zaman gök yüzü bulutlansa; kanla yıkanmış yaşlarım düşüyor kuru toprağın ince dudaklarına.. Aldırmadan delicesine ağlıyorum gözlerimde nem, yüreğimde sensizlik ile.. Biliyorum ki; gözlerimden akan her yaş, bana haram gülüşlerine dua oluyordur.. Yüreğime vurup dağılan  her katre, senin yazgına, senin acılarına kefaret ödüyordur umarım, ela gözlüm... Ve geleceğini bilsem; umuda gebe sabahlara kurşun sıkardım.. Ölmeden önce gözlerini göreceğimi bilsem; dağlarını sırtlanıp tuz basardım kanayan sancılarıma..


Ey  sevgili; gelmeyeceksen üfle karanlığa yakılmış kandilleri, kirpiğinin tellerinden düşen katrelerde ör darağacımın  urganlarını. Son kez tutmayacaksan üşüyen ellerimi, dudaklarıma sür sen kokan ayrılık zehrini, beni bıraktığın sokaklara “sensizlik” yağmurları düşmekte, geceler ağır  geceler sensiz, yıkıma terk edilmiş  sensiz yüreğim...

( Ve bensiz geçirdiğin 2'inci  SEVGİLİLER GÜNÜN KUTLU OLSUN SEVDİĞİM..)


Sensiz yüreğimi, iade ediyorum karanlığa…

Heybemde hüzünlerimle gidiyorum…

Olurda bir gün aramak istersen beni…

Bir nefes  kadar yakınım sana…

Çünkü ben “beş harfli” adında

“ Sana" yaşıyor olacağım  Ela gözlü sevgili”...

Kalıcı Bağlantı

HASRETİN YÜREĞİMDE PRANGA...

3/2/2008 -Kategori: Sevgi,hayat


Zaman sanki hasretinde durmuş…          Sanki herşey hasrete pranga!!!

          Zaman akıp gidiyor.  Mevsimler değişiyor,  turnalar şehrimi terk ediyor… Bir ben kalıyorum yokluğunda… Her düş kırıntısından sonra   vuslata isyan bayraklarını açıyorum. Yüzümü yıkadığımda aynalarla yüzleşmekten korkuyorum. Pencereleri bir açsam senin sesin diye fırlıyorum dışarıya. Ne zaman telefonum çalsa buğulu sesin diye koşuyorum. Ama her defasında yıkılıyorum olduğum yere... Gün pencerelerime vurduğunda ilk işim, yokluğunda ıslanan gözbebeklerimi mandalla ipe asıp güneşte kurumasını bekliyorum...

Gecenin karanlığına yüreğimi asıp sana yazıyorum. Uzakları aşındıran kelimelerimi satırlara serip seni soluyorum mürekkebimle. Yine yokluğun düşüyor hecelerime, yine yokluğun bir hançer gibi deliyor hücrelerimi… Ne yapsam, ne etsem fayda etmiyor. Sensizlikte kanayan dudaklarımı nehirlerde yıkasam da silinir mi yokluğunun acı izleri..


 Şakaklarımdan akıyor hasretinin alazları. Ayak uçlarıma düşen kangren geceyi kaldırıp yokluğunu yumrukluyorum duvarlarda. Pervasızca yüzüme vuran yalnızlığın rüzgarları siliyor hasretinin kanla karışık terini, olmuyor, Sensiz olmuyor işte. Hasretinde sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim…


Yutkunuyorum acının kanlı gözyaşlarını, yapamıyorum, ne yapsam uyutamıyorum sensizliğin suskun kelimelerini, ne zaman saçlarımı okşasa rüzgar, ılık nefesin biliyorum. Ne zaman gecenin koynunu serinleten ılık bir meltem esse yüreğime doğru, senin kokun diye ciğerlerimde meltemleri soluyorum...

 

Ne zaman seni düşünsem yıldızlar düşüyor saçlarına bir gelsen, yollarıma bir kez uğrasan gülümseyecek umutsuzluğa boyanmış geleceğim . Yokluk zindanı aşıp bir gelsen vuslatı giydireceğim ayazlara. Ah bir uğrasan şehrime, seninle kır bahçesinde sıcak çaylarımızı yudumlarken sevincimden simitlerimizin kırıntılarıyla yavru kuşları doyuracağım... Ellerim, ellerine değdiğinde avuç içlerimin terini bırakacağım ılık meltemlerin koynuna, Bir gelsen bir dokunsan yüreğime, mevsim ne olursa olsun gelişin bahar olacak dudaklarımda..


 Düşüyorum... Acıyor yüreğim.  Boynu celladın kanlı ellerinde suskunluğa vurulmuş bir mahkum gibi arkama bakmadan şehrinin karanlıklarına yürüyorum...  Ve kayboluyorum göğü çalınmış kuşlar gibi köhne sokaklarında ardında, Vuslat kelimeleri çalınmış yetim çocuklar gibi ağlıyorum yağmur bulutların avuçlarında. Kimse gözyaşlarımı görmesin diye gecenin karanlığını üzerime örtüyorum ...  prangalar çekiyorum sensiz yüreğime....

Birgün düşerse yolun,
Yolu olmayan her hikayenin başlangıcına,
Tıkanırsa yalnızlığın,
Aşk`a mühürlenen her satırda,
Son bir gayret dokunursa dudaklarına,
Bil ki, içimde hasret,
Bil ki, yüreğimde sevdadır sevdiğim,
Sana bırakacağım en son esaret…


Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

Kalplerin Keşfi

Aşk sevdiğini beklemektir.Aşk kaybederek kazanmaktır.Aşk zirveye tırmandığın an ölmektir,en derine daldığın anda boğulmak,mutlu olduğun anda ebedi huzura veda etmek,aşk özlemek.Hep biraradayken bile garip biçimde özlem duygusunun sürmesi, işte kendimce aşkın tanımı

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Google Site Ekle  Google Site Kayit !! Add Url Checking Page Ranking Designed by In Obscuro
Check Page Rank of any web site pages instantly:
This free page rank checking tool is powered by Page Rank Checker service
Designed by In Obscuro