ANKARA HACETTEPE'DE GÖKÇE TUANA;



04.03.2008 tarihinde dünyaya gözlerini açtı. Daha 20 günlükken solunum sıkıntısı nedeniyle hastahane macerları başladı. Farklı hastahanelerde farklı tedaviler gördü. En son Göztepe Eğitip Araştırma Hastenesinde, Bronşiolit, zütüre başlangıcı, Larinzomalizi ( Boğazındaki kıkırdak dokunun oluşmadığı söylendi.) Tedavisi görürken hastahane virüsü kaptı. Yoğun bakımlık oldu. 27 gün yoğun bakımda 20 günü entübe ( Uyutular solunum cihazlarına bağlandı)edilerek geçti. Hastahane virüsünü yendi. Marmaraya sevk edildi orda yapılan bronoskopide nefes borusunun içinde % 50 büyümüş kitle görüldü. Ameliyatı riskli bulunup, Ankara hacettepede Pr.Dr. Ö. Faruk Ünal bey’e yönlendirildi. 07.22. 2008 tarihinde Ankaraya yolculuk başladı. O gün Dr. Faruk bey’in ameliyat günü olduğu için kendini görme şansımız olmadı.  Ertesi gün Sabah saat 5 gibi hem acilden, hemde özel randevü aldım.Normal rendevüleri Ocak ayına kadar dolu olduğu bebeğinde o kadar bekleme şansı olmadığından, Özel rendevü aldım.  Acil kısmında o gün bakıldık özel randüvü tarihi birkaç gün sonra olduğu için Çarşamba gecesi İstanbul’a geri döndük.

 

07 .27.2008 Pazar gecesi saat 10 30 gibi yola cıktık. Sabah 5 gibi  Hacettepe hastanesindeydik. Randevu saatini bekledik. Öğlen saattinde  Pr.Dr. Ö.faruk ünal bey’e Muayane oldu. Salı günü için boronoskopi yapılması gerektiğini söyledi. Salı sabahı aç bırakılarak öğlen saatinde bronoskopi yapıldı çocuk bölümünde yatırıldı. Çok huzursuzdu, erişkin bölümüne sevk edildi. Henüz yatış yapılmamıştı. Durumunu gözden geçirip ameliyat günü kararlaştırılacaktı! Çarşamba günü dışarı cıktık . Gece minibüste kalacaktık. Anıtkabire oradan’da tarihi kaleyi ziyaret edip kuzenimize gitmeyi planlarken. Hastahaneden tlf geldi. Acil olarak yatış işlemlerini yapmamızı bazı evraklar istendi ve Perşembe ameliyat olması gerektiğini söylediler. Sabah hastaneye gidip yatışı yaptık. 07.31.2008 Perşembe günü sabaha karşı saat 4 gibi  bebeği emzirmeyin ameliyat için  aç kalacak, Sabah onkoloji bölümünden birkaç Dr. geldi  durumunu  sordular. Kendileri bir ilaç denemek istediklerini eğer hocaları yani Faruk bey de kabul ederse bunu denemek istediklerini söylediler. Bizim için bir ikilemdi doğru olanı seçmek çok zordu. Acı çekmemesi için inş kabul eder demeye başladık kabul etmemiş % 70 büyümüş olan bir kitleyi daha fazla bekleyemeyiz demiş. Öğlenin 2 sine kadar bebeği açlıktan nasıl sakinleştirdik tahmin bile edemezsiniz. Artık dayanamıyordu. Hastanede yine solunum sıkıntısı çeken bir bebeğin boğazı delikti. Yanına gidip nelerin beklediğini sordum. Sonra ablamın bunları duyması için ablamı gönderdim. Asipire makinesi için tlf numarasını almış. Kullanmayacakları için alabilirdik. Evde bunun gerekli olduğunu  ama tam taburcu olurken hastanenin söylediğini önlemimizi almamızı söyledi.Hemşire hanım gelip ameliyathaneye gitmek için bebeği hazırlamamız gerektiğini ameliyathaneden bebeği almak için  gelindiğini söyledi Saat; 2 30 gibi ameliyathaneye alındı hemşire hanıma uzatırken  yüzümüze ağlayarak bir bakışı vardı ki alıp oradan kaçmak dahi geçti aklımdan, 2 30 da ameliyata girdi bekleme salonuna geçtik dakikalar geçmek bilmedi monitörden takip ediyorduk 4 30 da ameliyatı bitmiş ayılma odasında olduğu yazdı. Beklemek  o kadar zordu ki saatler geçmek bilmedi. 3 saat ayılma odasında kaldı.

 

Saat 8 gibi odasına alındı ameliyat eden doktoru geldi durumu gayet iyi ciğer filminin çekilmesini ve annenin emzirmesine izin verdi. Birinci emzirmede yutkunurken zorlandı  ikinci emzirmede fenalaştı. Hemşire hanıma söyledim birkaç Dr.  koşarak odaya girdi. Film makinesi istendi acil olarak çekilen filmde ciğerlerde hava ve suyun biriktiğini acil olarak kaburgadan delik açıp tüp takmaları gerektiğini 3 saatlik vaktin dolmak üzere olduğunu  zaman kaybedilemeyeceğini söylediler. Narkozun etkisi geçtiği ve uyuşturmak için zaman olmadığını dr söylediler. Anne baba izin verdi. Cerrahlar hazırlıkları yapmaya başladı. Dışarı alındık. Ameliyat için son hız hazırlık servis odasında devam ediyordu, bekleme salonuna geçtik tlf çaldı hastanede tanıştığım yüksel abla bebeğin durumunu soruyordu. kapı önüne geldiğim anda  kapı aralı olduğu için ameliyat esnasını  gördüm. Bir anda içerde bir telaş oldu, bebeğimizin ayaklarının çırpınığını gördüm. Hemşireler sağa sola koşuşturduklarını bir terslik olduğını anladım.   Gökçemmmm  diye bağırdım ablam koşarak içeri girmek istedi, izin verilmedi ablam koridorlarda ağlarken daha fazla bende dayanamayıp bende ağlamaya başladım.teyzesinin birtenesi,  çıkar üzerindeki ölümün ziynet eşyalarını. Boz tövbelerini. Biliyorum  Gökçem sen bu zorlu savaşı kazanacaksın.. Gitme ne olur. Bizi hayatsız bırakma çatısız duraklarda. İzmarit kokusu bilmez ellerime diktirme kefenlerini. Kurak bir şehre bırakma bizi. Ankara olma bize kara. Susuzluğunu boz, tüm denizlerimizi iç, bitir ama gitme. Senin yüreğin varken hiç kurak olur mu gözlerim. Bir gülüşüne canımızı veririz. Sen mevcutken hiç yoklama yapar mı ölüm ?. Gitme, kulak verme Azrail’e. Seninle konuşabilmek için uzattığım mesafelerin hatrına öpme vuslat çeşmesini. Gidersen, teğet geçerim tüm yolları. Dudaklarımı mezarına dayar, pusarım gölge boyuna. Bir imla bozukluğu mesafesinde bir yer edinirim ayak ucunda. Büzülürüm kemiklerine, susarım musalla çığlığında. Ama gitme ey Gökçem, gitme..Uzat ellerini bana. Hayat olsun ellerin.. Teyzesinin bir tanesi, bizi elleri böğründe koyma ne olur Allahım onu bize bağışla. Feryatlarımız koridorlarda yankılanırken. İnsanlar bizi sakinleştirmek istiyorlardı ama bu mümkün değildi, bebeğimizin solunumu durmuş, Dr ler uğraşıyorlardı uğraşmaları bir türlü sonuç vermiyordu ablam daha fazla dayanamayıp içeri girdi. Elini tuttu ağlayarak bizi bırakma ne olur yavrum  cevap ver. Gül sağanağında yanarım gözyaşlarımla sana… Yavrum seni beklerken yağmurlarla eskittim yüzümü doğumundan bu ana kadar iyileşesin diye dualar ettim. Ağla ey yüreğim yan yavruna, gözümden akan her damla ilaç olsun yavruma. Kaç kez sen sandım”mimsiz karanlığı” aç yavrum gözlerini. Gülüşüne kurban olurum. Azrail vurulsun sonsuzluğun ipi boynuna.. Bırak yakasını yavrumun. Katransı elini çek yavrumun gül teninden. Annen kurban olur sana ne olur beni sensiz  koyma, sık hadi elimi; hamd olsun cevap verdi. Annenin elini güçsüzde olsa sıktı. Doktorlar şaşırıp sevindi.

 

Yoğun bakımdan yer ayarlandı. Solunumu doktor elindeki balonla devam ediyordu. Yoğun bakıma gitmek için hazırlıklar yapıldı sedyeye  alındı. Yoğun bakımın gidiş yolu labirentli  ve uzun olması  bakımından kısa yoldan gidilmesi kararlaştırıldı. Acil giriş kapıları kullanılarak doktor kucağında oksijen tüplerini diğer yardımcılar  eline alarak giriş kapıları acık tutularak yoğun bakımın kapısına gelindi. Dakikalar önemliydi bebeğimiz için. İçeri alındı. O gece uyutularak dinlemesi sağlandı sabaha kadar yoğun bakımın kapısında dualar ederek bebeğimizi rabbimin bize bağışlamasını istedik. Sabah solunumu kendi almaya başlayınca entübeden çıkarılmış. Normal solunumu alması sağlanmış. İlk ziyaret yoğun bakımda; çok yorgundu her yerinde kablolar vardı, ilk gördüğü an ağlamaya başladı sesi çıkmıyor gözyaşları kurumuştu, yavrum benim ellini tuttum sakin olmasını her daim kapıda onu beklediğimizi çok sevdiğimizi söyledim. Ağlamaklı hali gitmiş sabit beni dinliyordu. Yalnız olmadığını hep yanında olduğumuzu doktorların içeri almadıklarını ama kapıda beklediğimizi söyledim. ellerine ağırlık bağlanmıştı. Yarın seni çıkaracağız teyzem dedim. Benden sonra anne girdi. Ellerine ağırlık bağlı olmasına rağmen ellerini kaldırmaya annesinin onu almasını istemiş. Çıktığında ablam üzgündü. Yoğun bakıma anne baba dışında kimse alınmıyordu. Birkaç kez  annesiyim diye girdim. 5 aydır. Her anında, her acısında yanındaydım bu benim en doğal hakkımdı. Benim can parçamdı.yaşadığı her acıyı sonsuz bir şekilde yüreğimde hissediyordum. Her an nerede olduğunu ne yaptığını bilmek istersin güvenini istersin. Sürekli yanında olmasını, ya da bir şey aklına gelince hemen sesini duymak istersin. Sanki yanında olunca ve ona bakarken gözlerinin içinde umut ışığı gördüğümde, bana gülümsediğinde. Güvende olduğunu hissettirdiğimde, teyzem  korkma yanındayım dediğimde huzurla ellerimi sıkıp gözlerini kapattığında o huzuru ona verebildiğimde,  içim huzur doluyordu. En kötüsü ise dışarı çıktığımızda  uyandığında bizi yanında göremediği anlardı. İçerde ne yapılıyor, nasıl davranılıyor. Ağlıyormu?.  Bunları Bilememkti. İşte o zaman tüm zemberekler atar ve her türlü kötü ihtimal insanın aklına gelir. Onun yanına koşarak, uçarak gitmek için kendini zor tutarsın. Gitsen ve herşeyin normal olduğunu görünce dahi güvenin artmaz. Bir sonraki görüş saatini  beklersin.

 

 Teyzesinin bir tanesi, Doktoru ile durumu hakkında bilgi aldık anne sütü verilmesini istedik. Şu saatlerde getirin beslenmesi yapılıyor denildi. Gece 12 de ilk süt servisi yapıldı. Anne içeri girdi bebeğini uzaktanda olsa gördü. Gece 3 te tekrar süt verildi. Yetişmediği yerlerde mama takviyesi yapıldı. Doktorları şu gün çıkarılacak bu gün derken. Bebeğimize her defasında yalan söylemiş gibi olduk. Son girdiğim gün beni görünce önce bir sevindi. Sonra ağlamaya başladı sakinleştirdim. Ama bana küsmüş olacak’ki yüzünü cevirdi sabit tavanı izliyordu. Teyzem bana küstünmü dedim hiç bakmadı. Dudaklarını büzdü. Teyzem beni seviyor musun? seviyorsan elimi sıkarmısın dedim. Elimi sıktı canım teyzesinin yaralı kuşu,  Pazar sabahı ablamla birlikte yoğun bakımın kapısındayız. Bebeğe anne sütü getirdik, ablam içeri girdi. Kapıda beklerken garip bir sessizlik vardı. Ablam sütünü verip hemen dışarı çıktı ne oldu diye sorduğumda ciğer filmini çektikleri için fazla kalmadığını söyledi. Kaç gündür bebeğimizden ayrıyız.Çok özlemiştim teyzemi kokusunu gülüşünü, Kabus dolu Perşembe gün ve gecesini düşününce hamdü senalar olsun ki şuan yaşıyor, yaşadığını biliyorduk.Yoğun bakımda oğlu yatan  Hülya abla ile tanıştık, oğlunun durumu iyi olmadığı için onu yanına alıyorlardı. En azından hemşirelerin fark edemediği anlarda  Hülya abla  hemşireleri uyarıyormuş bebek sıkıştı diye, hemşirelerde gelip aspire ediyorlarmış boğazını, hemşire ablalarının çok sevdiğini söylüyordu bebeği. Birazda yaramazmış elinde kolundan kabloları çıkarmaya çalışıyormuş. Birkaç kez burnundaki  beslenme hortumunu çekmiş çıkarmış. Yoğun bakımın kapısında silahlı korumalar vardı bir süre sonra öğrendik ki Cumhur başkanın koruma amirinin korumalarıymış, Cumartesi gecesi  yoğun bakıma alınmıştı. Amirlerinin oğlu şeker komasına girince güvenlik  ve de görev için bulunuyorlarmış.  Şeker komasına giren bebeğin Annesi’de yoğun bakımda oğlunun yanında baba ile dönüşümlü kalıyorlardı. Özel bir ilgi alaka vardı. Bir keresinde bebeğimizin yanına girdiğimde. Annesi yemek yedirmeye çalışıyordu.  Bana dönüp,  ben bebeğinize buradan bakıyorum. Ama ben bu gün çıkıyorum. Siz buradasınız. Çok afacan bilmiş bişeydi. Doktor dokunduğu zaman kıyameti koparıyordu dokunma bana benim canımı yakacaksın seni sevmiyorum git başımdan diye kızıyordu doktorlara. Bir gün sonra servise  çıkardılar. Dışarıda gördükleri zaman bebeğimizin durumunu soruyorlardı. Bizde onların bebeğinin durumunu soruyorduk çok hiperakatif çocuktu çabuk iyileşme gösterdi. Ama artık şekerle yaşamayı öğrenmesi gerekiyordu bunun içinde anne babaya evde yapmaları gerekenler öğretiliyordu.

 

03.08.2008 Gökçe Tauna bu gün ilk kez dayısı ile karşılaşacak tabi dayıda ilk kez yeğenini görecek görevi nedeni ile gelme şansı olmamıştı. İzin alındı. Yoğun bakıma dayı girdi. 5 dakika sonra abim çıktığında ağlamış olduğunu fark ettik abi ne oldu?   Dayanamadım!!  birbirimize bakıp ağlaştık sonra hep bana baktı dayıcım yanağından öpebilirmiyim dediğimde yanağını çevirdi Yetişkin bölümünde bir hareketlilik vardı. Akşama doğru  öğrendik ki Sayın; Deniz Baykal Anjio olmak için gelmiş.Yetişkin acil bölümünde oğlu Doktormuş. Sayın Deniz Baykal bey’ede buradan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum…

Günlerden pazartesi bu gün için servise alınacağı söylendi. Yoğun bakımın kapısında saatler geçmek nedir bilmedi.şu saatte bu saatte derken akşamın 8 ‘ne doğru bebeğimizi servise çıkarmak için hazırlıklar yapıldı. Asansöre yaklaştığımız an satrasyonu  düştü ( kandaki oksijen miktarı ve azot düzeyi ) doktor kalbini dinledi oksijen takviyesi yaptı. Bir süre bekledikten sonra asansöre binilip yukarı servise çıkardık teyzem bir saniye olsun elimi bırakmadı öyle korku dolu gözlerle bakıyordu ki artık hep yanındayız teyzem güvendesin korkma diyordum. O zaman bana gülümsüyordu. Servise cıktık odamızın  kapısına geldiğimizde doktorlara haber verdim, hemen geldiler. Kaldığımız oda çok ciddi şekilde hazırlanmıştı, her yer beyaz örtülerle kaplanmış. Doktorlar önlük, maske, ellerine eldiven, ayakkabılarını  steril ettikten sonra bebeği içeri aldılar. Bizimde aynı şekilde giyinmemiz gerektiği söylediler. Bebeğimiz artık yanımızdaydı. O gece sabah kadar uyumadan yanıbaşında bekledik. Şıkıştığı anlarda düğmeye basıyor, hemşire ablasının gelmesini bekliyorduk,  sabah ablam aşağı inmişti. Hemşirelerin nöbet değişimi anında bebeğimiz şıkıştı düğmeye bastığımda gelmeleri uzun sürünce iş başa düştü teyzem diyip elime eldiveni takıp bebeğin boğazını aspire etmeye başladım. Ne söylediysem, her söylediğimi anlıyordu. Bir kez daha yapacağım teyzem korkma tamam mı dediğimde kaşlarını çatıyor ağlamaklı oluyordu, hemşire Nuray ablası koşarak geldi hemen önlüğünü giyip bebeğin aspiresini tamamladı. Birazda sevdikten sonra görevinin başına döndü. Çok otoriter bir hemşire hanımdı. Gündüz bebeğin uyanıklık hali fazla olduğundan  yarım saatte aspire edilmek durumunda kalınıyordu.

 

05.08.2008 Salı günü taburcu edilebileceğini boğazı için 1 yada 2 nolu gümüş kanül istendi. Hastanede kalmadığı için dışarı madikal’cilere yönlendirildik. Sabahın 9‘da Kızılay, kurtuluş, Samanpazarı, Ankara numune hastanesinin çevresindeki medikalcileri dolaşmaya başladık hiçbir medikalcide bulunamıyordu. Özel döküm olduğu için hemen olmazmış. Birkaç medikalci fiyatlarda uçmuştu. Acından faydalanma simsarlığı ile karşı karşıyaydık. 40 ila 80  fiyat arasındaki gümüş kanül, eğer yarın sabaha istiyorsak 450, 3 gün sonra istiyorsak 150 yapılacağı söylendi. Yapılması bir şey değil bu kanülün olmama ihtimalide vardı, kendi gurubu içinde numaralı oluyormuş. Koskoca Ankarada kanül bulunmadı. İstanbul’ dada aranmaya tlf edilmeye başlandı. İstanbuldan gelen haberlerde iç acıcı değildi, kendi gurubu içindeki numaralar soruluyordu. Hastaneye geri dönüp Doktor burhannettin beyi bulup durumu söyledim, bulanların nasıl bulduğunu, nasıl kendi gurubu olur demesi, beni bir hayli üzdü. Bir doktor nasıl olurda bunları bilmez. Hemşire hanıma geri dönüp hastanede bulunan bir kanülü bulup getirmesini istedi. ( İçimden; hani yoktu salak dedim.) Odaya geri döndüm bebeğin yanına  ablama durumu izah ettim. Aklıma bebeklerinin boğazını deldiren Şehmuz abi geldi en azından nereden bulduklarını öğrenebilirdik, hani olur ya hastanedeki kanülde olmazsa hazırlıklı oluruz. Aradım kendimi tanıtıp durumu kısaca durumu anlattım. Eşimle konuşup size döneceğim dedi. 5 dakika içinde geri dönüp. Eşimle konuştum  eğer kabul ederseniz bu kanülü size göndereceğiz dedi. O an  dünyalar benim oldu. Göndereceği kargonun Ankara tlf  verdi. Bir gün sonra 10- 11 gibi elimizde olacağını söyledi.  Nuray hemşireden adresi alıp msj yolu ile gönderdim.Hastanede bulunan kanülün, bebeğin  boğaz ölçüsünü almak için  Dr burhanettin ve hemşire Nuray hanım geldi. Bebeğin bacaklarını tutmam istendi. Boğazındaki plastik kanül cıkarıldı. Ölçüyü alamadı,  göz kararı yapabildi, bu kez plastik kanülü bir türlü boğazına yerleştiremiyordu. Boğazına sokmaya çalıştıkca kanatmaya başladı. Bebek ağlıyor, morarmaya başladıkça .Dr nin elleri titriyordu. Artık dayanamadım  Allahım ne yapıyorsunuz Dr elleri titrermi çabuk olun, ne yaptığınızı sanıyorsunuz Hemşire hanım ondan daha soğuk kanlıydı ki bebeğin kafasını arkaya yatırdı doktora yardım ettide plastik kanülü tekrar bebeğin boğazına geçirebildi. Oksijen verildi strasyon oldukça düşmüştü. Sakinleştikten sonra boğazı aspire edildi.  Hastane kanülü büyük olduğu için kesilmesi gerekliydi. Gümüşçülere gidilip kesildi,  ve steril suya kolundu. O gün ve gece bebeğimizin  boğazını her aspire edildiğinde ciğerlerine biriken kan  geldi. Huzursuz gün gece geçirmişti bebeğimiz. Sabah doktorlar visit gezerken bizim odaya gelindiğinde Sayın; doktor Önder bey visitten sonra  gümüş kanülü takacağınız söyledi Batmandan gelecek olan külünü söyledim. Eğer hastanede bulunan kalün olmasa, onu takarız dendi, Dr, Önder bey o gün gelmedi, yine acemi doktorların eline kaldık. Öğlene doğru bayan Doktor, Burhanettin bey ve yeni  doktor olmuş  asistan geldi. Gümüş kanülü takmak için. Bebeğin yine ayaklarını tutmam istendi ellerini ve ayaklarını tutmaya çalıştım onlarda boğazındaki sargı ve plastik kanülü cıkardılar. Birinci deneme başarısız. Bayan doktor teleşlandı  hastane kanülü olmadı. Ben bunu takamıyorum kim takacaksa gelsin taksın demezmi. Canım bebeğimiz acılar içinde yine morarmaya başlamış nefes almakta zorlanıyordu, tamam teyzem az kaldı; şimdi olacak diyebiliyordum ancak, plastik kanülü zorla yerine yerleştirirken yine boğazındaki dikişlerini kanattılar. Bir yandanda aspire etmek için makinesi çalıştırıldı. Zorlada olsa plastik kanül yerleştirildi. yine olan bebeğimize oldu acılar içinde kaldı strasyonu yine 50 lere düştü oksijen verildi,  bir süre izlenildikten sonra aspire edildi. Akşama doğru ameliyat eden doktor Faruk bey geldi. Hocam nerdesiniz? Sizi ne çok aradık dedim. Ben bebeğimin her durumundan haberdarım dedi yoğun bakımda birkaç kez yanına gittim bilgi aldım dedi. Korkulacak bişeyi yok. İstanbul Göztepe hastanesinden gelen bir aile sizi sordu. Onların bebeğide yoğun bakımda yatmış. Marmaraya sevk etmişler oradanda  bana yönlendirmişler onunda solunum sıkıntısı var,  ama izinden sonra ameliyat edeceğim  dedi. Kararımı vermiştim eğer sabah başka bir doktor gelecek olursa kanülü alıp vermeyecek, Önder bey yada Faruk beyi isteyecek onlardan birinin gelmesini bu kanülü takmasını isteyecektim.Daha fazla bebeğe acı vermelerine katlanamazdım…

 


Akşam olupta gün geceye çevirdiğinde ablamla bebek uyumuş ben cam kenarına oturmuş dışarıda yanan ışıkların renkli dünyasında düşüncelere dalmıştım. Bundan birkaç ay önce hayata tam anlamıyla küsmüş kendi kabuğuma çekilmeye başlamıştım. Öyleki tüm dünyayla iletişimim kopma noktasındaydı. Acım öyle büyük’tüki benden, artık hiçbir durumun beni hayata bağlayacağını düşünemiyordum. Bu gece de sensiz kapıyorum defterlerimi. Bir zamanlar birbirimize verdiğimiz sözü hatırladım anlamsız bir şekilde. Bir yıldız tuttum ikimiz için, bir zamanlar her gece yaptığımız gibi. Bir dilek diledim kabul olmayacağını bildiğim halde. Geçmişimi sildim hayatımdan her şeyiyle. Bütün olumsuzluklar, bütün kötülükler, bütün kötüler… Bir sen kaldın sevdiğim geride. Bir senle yaşadıklarım, bir tek senin sesin, senin yüzün… Senin anlayacağın bir sen kaldın o kötülerden geride. Bir günahmış gibi sevgim, cezasını çekiyorum sebepsiz. Yanıyorum gözlerinin cehenneminde.. Biz geçemedik gururumuzun önüne sevdiğim. Kalbimden silemediğim kara bir boşluk şimdi aşkın. Kayboluyorum o boşlukta. Düştükçe düşüyorum içine. Seni arıyorum, hayatı arıyorum; aradıkça daha çok gömülüyorum karanlığa, daha çok uzaklaşıyorum hayattan. Böyle yaşamaktansa diyorum her seferinde. Böyle sensiz yaşamaktansa, sonsuzluğa kapasam gözlerimi. Bir daha sensiz olmasa sabahlarım, akşamlarım… Yıldızsız gecem olmasa, güneşsiz gündüzüm. Sensiz aldığım her nefesi istemiyorum. Ölmek istiyorum sensiz geçen her gece ama… Ama  şu varki , son nefesim sende kalmış, ölemiyorum… Bu kısır döngü bizi nerde birleştirir ki, bizim için orta yol ortak yol yok mu sevgili? Hangi meridyen kavuşturur bizi, hangi enlem değiştirir dünlerimizi? Söyle nasıl söner bu sevdanın alevi.. Kötü kaderin ardı yok, Peki ya mutluluk; onu nerde kaybettik sevgili? Nerde unuttuk o en güzel günlerimizi, nerde düşürdük yüreğimizdeki aşk bebeğini? Nasıl bir aşk bu, nasıl kısır döngüler, yüreğimi paralayan.. Evet hayat acımasız, en az senin kadar biliyor musun!!! Yangınlar ortasında kırık dökük hayallere vurgun olsak da, sadece senli hayaller baş tacı, hala; Daha ne kadar boş voltalarla gidip gelebilirim ki o esarete.. Gözlerimdeki perdeyi kaldırmak için neyi bekliyorum.. Sevgimi dibine dek tüketip, kendimden nefret etmek mi bana gerekli olan.. Ancak böyle mi mutlu olacağım bireysel yaşamımda? Herşeyi sonsuza dek konuşmak için, o son ya da sonsuz cümleleri kurmak için daha ne kadar susacağım? Bu bir çığlık sevgili, her gün avaz avaz sustuğum, her gün doya doya yandığım bir çığlık! Ne zaman çıkaracağım kulağımdaki pamukları? Tükeniyorum sevgili, hayatı tüketiyorum. Yaşam kadar küçük bu sözler sana bol gelirken, yüreğimiz kadar, umutsuzluklarımız, acılarımız kadar büyük olan bu sevda niye bize dar geliyor? Paylaşamadığımız ne sevgili, neyin kavgasını yapıyoruz? Bu sevgi yaşantımıza büyük, yüreğimize küçük mü geliyor artık? Birbirimizi suçlamayı terkedeceğimiz vakit gelecek mi, yoksa bu terkedişten sonra biz zaten olmayacak mıyız? Tarifi olmayan duygularımla sana uyanıyorum her sabah, Varlığınla çoğalıp yokluğunla eksiliyorum…Şimdi yalnızlığın odasında. Makine seslerinin arasında masum yatan bebeğin derdindeyim! Zormuş; Anne olmak zormuş teyze olup umut vermek. Benden nasıl bir anne olurdu bilemiyorum; Bunu hiç bilemeyeceğim!!

 

Gece uykusuna döndüğü için Saat 3’e kadar rahattı; balgamı geldiği anda sessiz ağlayarak kımıldandığı an ablamı uyandırıp aspire ettik hemşire melek ablası bu akşam nöbetçi idi, ilaç saati olduğu için koldan iğnesini, ağızdan  damlasını verdi. Strasyonlarına baktı. Günlük çizelgelerine yazdı. Sigara  kahve içmek için  aşağı ineceğimi ablama söyleyip hastane bahçesine indim. Büfeden kahvemi alıp boş olan bankların birine oturdum Atilla  abi dışarıdaydı yanıma geldi biraz sohbet ettikten sonra yukarı cıktım. Sabah doktorların visit  saatini beklemeye başladık. Niyetimiz Kanülü Önder beyin takmasını rica etmekti, Tam kapıya geldikleri an geri dönüp gittiklerini görünce, Ablamı aradım ki ablamla kapıda karşılaşmışlar. İçeri girdiğinde kanülü Önder beyin takacağını söyledi, İçim rahattı emin profösyonel ele bebeği teslim edecektik. Ve öylede oldu. Bir saat sonra gelip bizim dışarı çıkmamızı istedi. Ablam kapı aralığından bakmak isteyince Annesi ordan bakınca yardımı edebilecekmisin lütfen kapıyı kapatırmısın! Ablam çok rahattı benim gözlerim dolmuştu dualar edip daha fazla acı çekmemesini temenni ediyordum. Hastane kalünü ve batmandan gelen kanüle baktı. Batmandan gelen künülü bebeğe taktı. Bir kaç dakika sonra annesi gelirmisin dedi,  içeri girdiğimizde kucağına almış bebeğe ıslık çalıyordu. Bebeğimiz çok rahat gözüküyordu canı yanmamıştı, yandı isede diğer takmaya çalışanların kadar olmamıştır. Ablama evde yapması gerekenleri söyledi. Taburcu olabileceğimiz, evde aspire makinesinin lazım olacağını almamız gerektiğin  söyledi. Enişteme gerekli parayı verdim, aradan yarım saat geçmiştiki eniştem geri döndü ne oldu diye sorduğumuzda. Makine parasını dolmuşta çarptırdığını fark etmiş. İnanın o kadar zoruma gittiki keyf için yada başka zaman olsaydı bu denli zoruma gitmezdi. Hastahene bahçesine inip sinirden ağladım. Nasıl olur ya şimdi ne yapacağız. Bebeğin hayatı buna bağlı boğazını aspire edemediğimiz anlarda nasıl bağlamdan morardığını dayanmadığını biliyorduk’ki yola cıkacağız yolda ne yapardık, boğazım düğüm düğümdü isyan ediyordum. Birazda enişteme kızıyordum nasıl sahip cıkamaz bebeğin makine parasına, arkadaşlar beni sakinleştirmeye çalışıyordu, vardır bundada bir hayr diye, yukarı çıktığımda ablam kolundaki bileziği bozdurması için enişteye vermiş. Makine ile geldi. Taburcu işlemleride gerçekleştikten sonra kuzenime gittik. Biraz oturduktan sonra, yola cıkacaktık. Bebeğimiz orada kustu çok korkmuştum ablam aspire etti. Biraz bekleyip durumuna göre yola cıktık. Gelirken tek korkumuz otobanda sıkışırsa ne yaparız diye, Mola yerlerine yakın sıkışması olunca 112 acil servis elemanları gibi, lokanta. Yada benzin istasyonlarında makineyi elektiriğe takıp aspire ettik. Durduğumuz heryerde bize çok yardımcı oldular. Hepsine teşekkürlerimi sunuyorum. Cuma sabahı 1 , 30 eve vardık. Gündüz uyanıklık halinde bir çok kez aspire etmek durumunda kalıyoruz. Geceleri’de nöbetleşe bekleniyor. 8 Eylülde Ankara Hacettepe hastahanesinde kontrolleri var. Durumuna bakılıp boğazı kapatılabilir yada bir süre daha böyle acık kalabilir. Patoloji raporlarının sonucu iyi Artık evde ve bizlere gülümsüyor. İnş. Teyzesinin yaralı gülünün gördüğü son acılar olur. (Bu günlerde, abimin kızınında kulak ameliyatı var. Kulak zarları yapışıyor. Bu gün yatış yapılacak.  13.08.2008 tarihinde ameliyat olacak. Senelerdir kulaklarına takılan tüpler,  tutmuyor. Yurtdışından  gelecek olan tüpler takılacak. Eğer bu tüplerde olmazsa büyük bir ameliyat geçirecek.  Canlarım benim.  Allah yardımcınız olsun. Acil şifalar diliyorum...)



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !